GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KUKLA SANATI

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KUKLA SANATI

Asırlardır tüm topluluklarda karşılaştığımız kukla sanatı günümüzde de hala sürmekte ve yaşatılmaya devam etmektedir. Değerini yitirmeyen el sanatlarımızdan biri olan kukla her yaştan kesme hitap eder. Özel bir yeri olan Zamanını keyifli geçirmek isteyen Ler bence çok kEyif almaları Mümkündür. Kuklalarla Işıldayan hayal dünyamızla yaşamın Resmini Görmek Elbette güzel.
Literatür araştırmalarımdan öğrendiğim kadarıyla yapma bebekçilikle gelişen kukla geçmişten günümüze gelişimini sürdürmüş tüm insanları, toplumları etkilemiştir.
İlk insanlar, tabi şekiller üzerinde küçük değişiklikler yaparak istediği şekleri vermiştir. Yapılan bebeklere anlamlar özellikler yüklemiştir. M.Ö. 40.000 Fransa’dan Güney Rusaya’ya uzanan bölümde bulunmuş bereketi simgeleyen bebekler olduğu görülmüştür. Hitit, Frig, Bronz çağ ve Cilalı taş devri kalıntılarında bulunan ve dini törenlerde yer aldığı anlaşılan küçük heykelciklerin bir kısmının oyuncak bebek olarak kullanıldığı bazılarının da ana tanrıça kültürüyle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. MÖ. 3000 yılına ait batı Pakistan’da bulunan bebekler fil dişi, kemik, bitki tohumlarından yapılmış örnekler bulunmuştur. Eski Yunan medeniyetine ait ak mermerden yapılmış hareketli elleri olan bebekler; düzgün tahtadan bikri tohumlarından süslenmiş bebekler; el ve ayakları bedene tutturulmuş biçimlerle bulunmuş bebekler M.Ö. 500de yapılmış. Mısır ve Roma’da M.Ö. 300 yıllarında içi papirüs kağıtlarıyla doldurulmuş bebeklere rastlanmıştır. M.S. 500 yılında ip örgüsü ve eritilmiş maden yada tahta yapılı eserlere rastlanmıştır. Eski Mısırda piramitlerde, ipli kukla oynatan bir insanın varlığı, binlerce yıldır devam eden bu geleneği göstermektedir. Ayrıca kukla gösterilerinin eski Yunan ve Romada yapıldığı, gezgin kuklacıların Asya ve Avrupa’da köy, kent ve panayırları dolaşarak gösteri yaptıkları günümüze kadar süren bir gelenek olmuştur. Afrikada fil dişinden oyulması kolay tebeşir taşından ağaç dan yapılmış kalıntılar bulunmuştur. M.Ö. 206 M.S. 220 kostümlü mezar bebekleri Çin kültürünün bir parçası olmuştur. Yapılan kimi bebeklere yüz yapılmadığı sade beyaz boyanmış olduğu görülmüştür. Japonlarda da kağıt ,ağaç, bambudan yapılmış bebeklere rastlanmıştır.


Türkiye de ritüel bir gelenek olan eski Türk dini Şamanizm’de görmekteyiz. Keçeden paçavradan, kayın ağacı kabuğunda yapılmış örneklere rastlanmıştır. Koruyucu ruhlar taşıdığına inanılan bebekler kullanılmıştır. Ülkemizde yapma bebekler oyuncak, kukla ve ritüel çeşitlemeleriyle Anadolu’da karşımıza çıkar. Ritüel inanışlara göre; doğum, yağmur duası, düğün, bereket, ve koruyucu misyonlar yüklenmiş bebeklerde yer almaktadır. Ülkemizde yapma bebeklerin bir türü sayılabilecek örneği geleneksel seyirlik oyunlarımızda kukla’da görmekteyiz. Cansız bir figürün insan eliyle hareket ettirilerek oynatılması sanatı olan kukla, çeşitli kültürlerde olduğu gibi ülkemizde de yaygındır.

Orta Asya’da varlığı bilinen Kukla, İlk çağlarda Kolkarcak, Kagucak gibi adlarla
oynatılmıştır. Geleneksel tarzda oynatılan kukla; el kuklası ve ipli kukla olmak üzere iki
çeşitdir. El kuklaları konulu bir oyun türünde, ipli kuklalar ise genellikle dans eden
kuklalar olarak kullanılmıştır. Selçuklularda ve Osmanlılarda kukla oyunlarının olduğu bilinmektedir. Bunların içinde kuklanın Orta Asya’da Türkler arasında yaygın olarak oynatıldığı, göçler sırasında Anadolu’ya gelmiştir. Türkistan, Özbekistan ve Orta Asya Türklerinde kukla oyunlarına “Çadır Hayal ” ve” Kol Korçak “ adıyla anılır. Anadoluda bebek anlamına gelen “Korçak, kudevcuk, kuçav, kavur, konçak, kaburcak, kavurcak, goğurcak”, kelimelerinin yaşadığını bunların hepsinin öz anlamları yanında kukla ve bebek anlamına gelir. Orta Asya Türklerinde, özellikle Özbeklerde çok zengin bir kukla geleneği bulunmaktadır. Türkistan’da Korçak Oyunu adı verilen kuklanın başlıca iki türü bulunmaktadır. Bunlardan biri çadır hayal ipli kukladır. Dest Korçak ya da Kol Korçak ise el kuklasıdır. Türklerde ise özellikle Osmanlılar döneminde kukla çok yaygın ve çeşitlidir. Bu örneklere eski kaynak metinlerinde de rastlanmakla birlikte , eski şenlikleri gösteren sayısız minyatürlerde görülmektedir.
Osmanlı Döneminde çok çeşitli olan kuklalardan biri Çingenelerin oynattığı çok ilkel
biçimdeki “iskemle kuklası” dır. El kuklası ve ipli kukla haricinde araba kuklası çok
bilinen bir türdür. Araba kuklasında kuklayı oynatan kişi arabanın dibine gizlenip, büyük
boy kuklaları sopa ile oynatırlardı. Ayrıca içine insan girerek oynatılan dev kuklalar da
bulunmaktaydı. Ancak Anadoluda yüzyıllar boyunca köylerde görülen kukla türleriyle şehirlerde görülen kuklaların birbirinden ayrı yapılarda , işlevlerde olduğu belirtilmektedir. Köy geleneğinde kukla, ritüel özelliklerini bugün bile korumuştur. Anadolu’da yağmur yağdırmak için bugün de adına” Bebek”,”Çaput Adam”, “ Kepçe Kadın” “Bodi Bostan”, “Gelin Gok”, “Kepçe Başı”, “Su Gelini”, “Kodu Gelin” v.b. kuklalar kullanılmaktadır. Anadoluda da kuklalar için çeşitli deyimler vardır. “Korçak”,“Hemecik”, “Bebek”, “Karacör” gibi Anadoluda çok ilginç bir kukla türü çok yaygındır. Bu üçlü kuklayı aynı kuklacının oynatmasıdır. Kuklacı iki kuklayı birer eline alır, el kuklası gibi parmakları ile oynatır. Anadolu’da köylerde çeşitli adlar altında oynatılan bir kukla da “canlı kukla” dır. Burada aslında kukla yoktur, fakat oyuncular kendilerini kukla biçimine sokmaktadırlar. Oyuncular çıplak karınları üzerine yüz resmi çizerler, sonra başlarını ve kollarını kasnak üzerinde bir örtüyle örterler karna çizilmiş yüzün omuz düzeyine gelen yere bir oklava bağlanır, buraya bir gömlek giydirilir. Günümüzde daha çok kırsal bölgelerde oynatılan bu kukla türleri dışında Türk tiyatrosu içerinde yer alan ipli kuklalar ve el kuklaları halen devam etmektedir. Türkiyede (Osmanlılarda) yüzyıllar boyunca çeşitli kukla türleri oynatılmıştır. Daha çok 17.yy.’da yaygın olarak kullanılan kukla, 19.yy’ın sonunda batı tiyatrosu, yerli orta oyunu ve tuluat tiyatrosunun karışımından oluşmuş minyatür seyirlik bir oyun niteliğine kavuşmuştur.

Kukla çeşitleri oynatılış ve yapılış özelliklerine göre farklılık gösterir. Avrupa’da Jigging puppets veya Marionettes ala planchette diye bilinen iskemle kuklalar. Göğüslerinden yatay biçiminde bir ip geçen bu kuklalar gayda ve benzeri çalgıların eşliğinde aşağıdan ipleri çektirilip dansettirilir.Bu çeşit kuklalar daha çok sokak eğlenceleri içindir. Bu kuklalar dört köşe bir tahta iskemle üstüne dizilmiş iki veya dört bebeğin dönerek ve zıplayarak oynatılır. Bir diğer kukla çeşidi de El kuklalarıdır. Bunların başları ve kolları mukavva veya tahtadan gövdeleri bezdendir. Kuklacı , elini kuklanın giysisinden içeri sokar, işaret parmağı ile başı, baş ve orta parmağı ile kolları oynatır. Bu kuklaların Mısır’a Türkiye’den gittiği düşünülmektedir. yarım yüzyıl önce İstanbul’a gelen ingiliz kuklacı Thomas Holden tarafından Fransız tiyatrosunda gösterilmiştir. Kullanım alanı en geniş olan bu kukla çeşidi profesyonel bilgi gerektirdiği için büyük kukla tiyatrolarında , özel atölyeler kurulmuştur. İpli kukla iskeletlerinde en çok kullanılan malzeme ahşaptır. Eklemlerin fazla olduğu bu yapımlarda, ahşaptan sonra, tel,levha ve metal malzeme kullanılır. Kuklanın fiziki yapısı yapma bebektir. Hareketli beden olarak hazırlanır. Tahta- bez, tahta, tutkalla sertleştirilmiş kağıt, lateks, kumaş, hamur – tel vb. uygun malzemeler kullanılabilir. Bu tarzların dışında bedene monte edilerek yada uygun düzenek yardımıyla kukla oynatımı için farklı mekanizmalar geliştirilebilir.

Özlem KIRGEL
KAYNAKÇA

Öğretim görevlisi: Nuran BİLGİN
Kuramcı Metin AND
Kültür ve turizm bakanlığı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir